Kayıtlar

UĞUR MUMCU FON VURGUNUNDA BİZİM İÇİN HANGİ GERÇEĞİN ALTINI ÇİZERDİ?

Resim
  İçeriden sızdırılan bir bilginin, muhalefet temsilcilerince dile getirilmesiyle fon vurguncuları ile iktidar temsilcileri arasındaki ilk bağ açığa çıkmış oldu. Burada duralım... İçinden geçtiğimiz süreci insanımıza en doğru ve açık şekilde anlatabilmek adına bir kez daha Uğur Mumcu'yu anımsayalım. Onun, toplumu ilgilendiren bu tip olayları ortaya koyarken özenle kaleme aldığı ve konunun bir yolsuzlukla sınırlı olmayıp, ekonomik sistemin doğal bir sonucu olduğunu vurguladığı metinlerinden hareket edelim. Gazeteciliği, devrimciliğinin gereği olarak yaptığını söyleyen Uğur Mumcu, yazdığı yüzlerce yazıda ne salt teorik tartışmaların soyutluğuna hapsolmuş ne de ülkede yaşanan hırsızlıkları, yolsuzlukları tekil olaylar ve suç dosyaları olarak ele almıştır. Tüm bu olan bitenin, temelde halkın çıkarlarıyla doğrudan ilgili ve halka karşı bir ekonomik modelin olağan işleyişi olduğunu odaktan ayırmayan Mumcu; piyasa aktörleri, iktidar ve bunların kirli iş birliğiyle halkı sömüren k...

Medya Siyaset TV - 3 Boyut Programı, 16.09.2026

Resim
 

TEMEL ÇATLAYINCA

Resim
Gazetede o fotoğrafı görünce, dudaklarımda acı bir tebessüm belirmiştir herhâlde. Ortada gün geçtikçe vahşileşen bir dünya sisteminin vücut bulmuş hâli Trump; bir yanında Aliyev, diğer yanında Paşinyan. Aralarındaki gerginliğe son verdiği için her ikisi de Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteriyor; neşesi yüzünden belli olan Trump ise, “Kafkaslar’da barışı tesis etmenin” karşılığında Zengezur Koridoru’nu 99 yıllığına cebe indirmiş. Anadolu Ajansı haberi şu başlıkla veriyor: “Türkiye, Zengezur Koridoru'nun açılmasıyla küresel tedarik zincirlerinde merkez olabilir”. Muhakkak…   Aynı sahne, çok zaman önce Kafkaslar’da barışı tesis eden Trump beni bir başka düşünceye yolculuyor. Birinci Dünya Savaşı sona ermiş. Rusya’da Çarlık devrilmiş fakat Ekim Devrimi henüz hız almamışken; savaştan yenik çıkan Osmanlı’da kurtuluş fişeğini Mustafa Kemal ateşlemiş. Herkesin birbirine şüpheyle yaklaştığı, herkesin her an uyanık olma çabasında olduğu günler. Yenilmiş Osmanlı ve Çarlık ...

TALAT PAŞA’YI MI KONUŞALIM KOMŞUSUNU SIRTINDAN VURANLARI MI?

Resim
Tarihsel tartışmalar; entelektüel ya da akademik boyutu aşıp güncel siyaset konusu olduğunda şayet gündemle kurulabilecek somut bir bağ varsa, gevezeliğin ötesinde bir parça anlam kazanıyor. Bu pencereden bakıldığında, lafı hiç de eğip bükmeden soralım: Bugünün gerçekliğinde tartışılması gereken Talat Paşa mıdır yoksa emperyalizme sırtını dayayıp, en güçsüz anında bir halkı sırtından bıçaklamaya yeltenmiş olanlar mı? Peki bunu tartıştırırlar mı? Açalım: Bugün, tehdit kendilerine dönmeye başlayınca en büyük AKP karşıtı kesilen nice liberal, liberal solcu ve hatta dinci 2000’lerin başında AKP’nin iktidara gelişiyle birlikte sırtlarını sağlam duvara dayayıp, ülkenin temel yapısına, tarihine, devrimine karşı fütursuz bir saldırıya geçmişlerdi. Bu saldırının kendi çıkarlarına kayıtsız-şartsız hizmet ettiğini gören kapitalist emperyalizmin de sırtlarını sıvazlamasıyla bu güruh bir baskı unsuruna dönüştürdüğü yalan ve çarpıtmalarıyla tarihimizi eğip bükmeye, yeniden ve kendince yazm...

İÇ CEPHENİN SAVUNMA DUVARI

Resim
  “ Dünyanın bugünkü kepaze hâline insan bozuluyor ” diye yazmıştı İlhan Selçuk. Coğrafyamızın ve ülkemizin bugününe ve olası yakın tarihine baktıkça insan daha da bozuluyor. İki günlük hikâye değil çünkü olan biten. Biz buralara Huntington’lardan, Fukuyama’lardan, Graham Fuller’lerden, Henri Barkey’lerden geldik. Sovyetler Birliği’nin yıkılışının ardından, gözümüzün içine baka baka ulus devletlerin dinci rejimlerle zayıflatılacağını ve ardından türlü bahaneyle parçalanarak zararsız ve sömürüye açık kütlelere dönüştürüleceğini yazıp çizmediler mi? Bize bunları, hem de hedef ülkelerden birinin yurttaşıyken, üniversitelerin ilgili bölümlerinde ders kitabı, yardımcı kitap diye okutmadılar mı? Otuz yıldır bu ülkede olan biten her şeyin aslında neye hizmet ettiğini bilip de anlatamamanın derdi değil midir sırtımıza vurulan? Nedir Büyük Ortadoğu Projesi ? İçeride ve dışarıda, kimdir bu projenin taşeronları? Gelmekte olanı görenler, İsrail’in İran saldırısını gözlemlerken Mustafa Ke...

NUSRET MAYIN GEMİSİ BURADA

Resim
  98 yılı olabilir mi acaba? Hafta içi yetmezmiş gibi, hafta sonu da bu kez dershanenin yolunu tutuyoruz. Binanın girişindeki gazete bayisinden cumartesi günleri yeni sayısı çıkan Leman dergisini alıyoruz ki, birazdan ders kitabının altına saklayalım, öğretmen görmeden tek göz de olsa hızlı hızlı okuyabilelim. Karikatürlerin dışında gözümüz elbette önce Can Yücel ’in o haftaki şiirini arıyor. Sonra yazılar: Vedat Özdemiroğlu , Lütfü Oflaz , Cezmi Ersöz , Nihat Genç … En çok Nihat Genç ! Yine uzun yazıyor; yine konudan konuya süzülürken okuru da peşine takıyor; bazen bir öykü, çokça memleketin hâline sitem. Saralım ileri… 2018 yılı, Ankara Kitap Fuarı. Yirmi yıl sonra ilk kez tanıştırılıyoruz, ilk gençliğimin sevgili yazarıyla. O günlerde yazdığı internet sitesinde benim de yazılarım yayınlanmakta, selam sabahın ardı, “ Seni tanıyorum ” diyor, “ seni bizim siteden tanıyorum, Telgrafhane’yi ayrıca biliyorum. Nasıl, döndürebiliyor musunuz, sıkıntınız var mı? ” Standın...

YAZAR TAYLAN ÖZBAY İLE “EDEBİYATIMIZIN USTALARININ GÖZÜNDEN ATATÜRK VE DEVRİMİN YÖNÜ” ADLI YAPITINI KONUŞTUK

Resim
  Çağdaş Türk Dili-   Atatürk devrimlerine sanatçıların sanatın, özellikle de yazarların gözünden bakmayı ne zaman düşündünüz,   kitabınızın oluşumundaki itici güç neydi? Taylan Özbay- Cumhuriyet Devrimi üzerine, özüne bakıldığında tarihi olmaktan çok düşünsel kitaplar yazmaya çalışıyorum. Bundaki itici gücü ise özellikle 12 Eylül sonrası toplumun düşün dünyasını baskılayan, sağcılaştıran sermayeci gerici karanlık ile semirme döneminde ona payandalık eden, her fırsatta da bunu sürdüren liberal sağ ve solun bir elden kurguladıkları yeni tarih anlayışına teslim olmamak gerektiği inancım ve bu amaçla toprağımızın en güzel en onurlu tarihsel sürecinin çarpıtılmamasına dair kendi küçük çabamdan alıyorum. “ Edebiyatımızın Ustalarının Gözünden Atatürk ve Devrimin Yönü ” aslında aynı doğrultudaki bir dizi kitabın sonuncusu. İlk kez, “Atatürkçülüğün Kurtuluş Savaşı” ile Kemalizmin asıl düşünsel temeli ve yönü üzerine birlikte düşünelim istemiştim. Bunu, “Uğur Mumcu Kemalizm ve S...