DÜZEN MESELESİ
Sahaf raflarından bulup-çıkarıp, okuduktan sonra "belki
bir gün" diye aklımdan geçirip köşede tuttuğum kitaplardan biriydi Erol
Toy'un Bal Tutanlar kitabı. 1976'da yayımlanmış ilk kez, elli yıl önce yani.
Bizse -sağ olsunlar- ailesinin onayıyla 2024'te yeniden yayımladık kitabı.
Neden yayımladık?
Arka kapağına yazmışız galiba:
"Köhnemiş bir imparatorluk tarih sahnesinden çekilip,
bir halk yeni cumhuriyetini filizlendirmeye çalışırken, küpünü doldurmak
derdine düşenlerin hikâyesini anlatıyor Bal Tutanlar.
Erol Toy, âdeta bir belgesel havasında, sermayenin ve
politikacıların, düzenin gediklerinden sızan oyunlarını ve türlü numaralarını
okurlara sunarken, başka bir Türkiye tablosu koyuyor ortaya."
Ne anlatıyor Bal Tutanlar?
Halk, varlık-yokluk derdindeyken, o halka ait olanla kendi
çıkarının peşine düşen, kendi zenginleşen yönetici sınıfı, muktedirleri
anlatıyor. Fazla uyanıkları. Şartlar ne olursa olsun, kendi menfaatinden
ötesini gözü görmeyenleri. Utanmazları.
Dünü mü anlatıyor Bal Tutanlar, bugünü mü?
Her ikisini birdense orada bir durup soluklanmak, bir daha
düşünmek gerek.
Demek ki yolsuzluk, hırsızlık, açgözlülük meselesi değil bu;
bir düzen. On yıl, yüz yıl, yüz elli yıl geçmiş, sermayeyle kol kola girmiş
siyasetin, halkın olanla zenginleşme arsızlığı bitmemiş. Ve düzen, hep buna
hizmet etmiş. Çarklar hep bu yönde dönmüş.
Demek ki mesele ne yüz yıldan fazla bir zaman önce, savaş
şartlarında halkın ununu halka karaborsa satan uyanık ne de bugün fon vurgunu
yapıp halka ahlak dersi veren utanmaz. Mesele, halkın böylesi bir düzene razı
gelip gelmemesi meselesi.
Her şey iktisadidir. Hayatımızı ne denli rahat yaşayıp
yaşamayacağımız; kendi yurdumuzda yarattığımız değerleri nasıl bölüştüğümüzle
ilgilidir. Kapitalizm; hepimizin emeğini, bir kısmımızın cebine akıtan bir
düzenin adıdır.
Ve tarihin bu sayfasının utanmaz figürlerine kapılıp da
yıkılası bir düzenle hesaplaşmaktan geri durursak, yazık ki Bal Tutanlar dünü
ve bugünü anlattığı gibi yarınımızı da anlatmaya devam edecektir...
